Genetiği Değiştirilmiş Gıdaların Sağlık Riskleri

Bir bitkinin genlerinde değişiklik yapıldığında , dışarıdan eklenen genlerin bitkinin genleri içerisinde nereye yerleşeceği ve ne tür özellikler göstereceği tam olarak bilinemiyor. Bu bitki yapısında rastlantısal olarak birtakım değişikliklere yol açabileceği anlamına gelir. Yine bu tür belirsizlikler nedeniyle, bitki bünyesinde, insanda alerjiye yol açan, toksik (zehirleyici) etki yapan bazı farklılaşmalar yaşanabilir.

Gen aktarımında kullanılan bazı teknikler nedeniyle genleri değiştirilmiş bitkileri tüketen insanlarda antibiyotiklere direnç gelişmesi olasılığı da sözkonusu. Antibiyotiklere direnç kazanan insanlar hastalanıp antibiyotik kullanmak zorunda kaldıklarında yeterli faydayı göremeyeceklerdir.

Biyoteknoloji firmalarının çoğu gen aktarımında bakteri ve virüslerden aldıkları genleri kullanmaktadırlar. Bu genlerin ürünü olan proteinlerin bağışıklık sistemimizi çökertme riskleri, kanser başta olmak üzere ne tür başka hastalıkları tetikleyecekleri ise günümüz teknolojisiyle tahmin edilememekte ve sınanamamaktadır. Genetiği değiştirilmiş gıdaları üretenler, bu gıdaları yukarıdaki riskleri yeterli süre deneyip etkilerini araştırma zahmetine katlanmadan piyasaya sürmektedirler.

Biyoteknolojinin GDO silahını tarlalarımıza ve sofralarımıza yönelten uluslararası gıda ve tarım tekellerinin tek amacı vardır:
Sonuçları ne olursa olsun, satabildikleri kadar GDO’ lu tohum satmak ve yedirebildikleri kadar GDO’ lu ürün yedirmek.

Oysa ne Türkiye’ nin ne de dünyanın GDO’ lu tohumlara ve gıda ürünlerine ihtiyacı vardır. Kendi sebze, meyve ve tahıllarımız bize yeter. Yerel yemek kültürlerimiz yeteri kadar zengindir.

Biyoteknolojik yöntemlerle yapılan GDO’ lu tarım ve GDO’ lu ürünler, hem doğaya, hem kendinden başka tarım sistemlerine, hem de dünya halklarının yerel yemek kültürlerine ve tehdit demektir.

Bilim insanları tarafından çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri saptanmış ve ileride çok büyük yıkımlara yol açacağı söylenen GDO’ lu tohumların;

  • Ülkemiz topraklarında ekilmesine izin vermemeliyiz.
  • Gıda ürünleri olarak ülkemiz insanlarına yedirilmesine hep birlikte karşı çıkmalıyız.
  • Ne yediğimizi sorgulamalıyız.
  • Şüphe duyduğumuz ürünler için bunları üreten ve bunları denetlemekle yükümlü olanları uyarmalıyız.

Devletin asli görevi eğer vatandaşlarının sağlık, refah ve güvenliğini sağlamaksa; GDO’ lu ürünlerin ülkemize girişinin engellemesini talep etmeli, GDO’ lu ürünler kullanmak istemediğimizi belirtmeli, bunu tüm kamuoyuna duyurmak üzere düzenli kampanyalara destek vermeliyiz.

Tüketici Hakları Derneği’ nin yapmış olduğu bir açıklamaya göre, gıda maddesi ve hayvan yemi olarak da kullanılan genetik yapısı değiştirilmiş soya ve mısır, dünyada genetik yapısı değiştirilmiş tüm tarımsal ürün üretiminin yüzde 80′ den fazlasını oluşturmaktadır. Soya ve mısır ülkemizde yaklaşık bin çeşit gıda maddesinde girdi olarak kullanılmaktadır.



Asagidaki Butona Tiklayarak, Sitemize ucretsiz abone olabilirsiniz.


Leave a Reply